Prof. Dr. Veysel Nijat Baş

Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı - Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Prof. Dr. Veysel Nijat Baş

Tedavi Alanları

Görsel Kaynağı: www.medicalnewstoday.com/


Çocukluk çağında sağlıklı olmanın en önemli göstergesi iyi büyümektir. İyi büyümekten kastedilen belirli bir zaman aralığında yaşına ve cinsiyetine göre vücut ağırlığının artışı ve boy uzaması olması durumudur. Eğer çocuğun boy uzamıyor ve vücut ağırlığı artmıyor ise bunun araştırılması gerekir. Normal büyümenin gerçekleşmesi için gerekenler; sağlıklı ve mutlu olmak, doğru beslenmek ve normal hormon dengesine sahip olmak gerekir. Bunlardan biri olmaz ise normal büyüme gerçekleşmez. Düzenli aralıklar ile çocuğun boy ölçümü ve vücut ağırlığı takibi normal büyümenin izlemi için çok önemlidir. Bu nedenle çocuk hasta olmasa dahi gelişimin izlenmesi için doktora götürülmelidir.

 

Kısa boy tanım olarak çocuğun ölçülen boyunun o yaş ve cinse göre normal büyüme eğrilerinin alt sınırının altında olmasıdır. Bazen çocuklar alt sınırın altında olmasalar da yıllık boy artışının o yaşa göre normalden az olması durumunda büyüme hızı yetersiz olarak değerlendirilir.

 

Kısa boylu bazı çocukların anne veya babaları da kısa boylu olabilir. Bunun nedeni kalıtım olmak ile birlikte çocuğun anne ve babasının tedavi edilebilir boy kısalığı olma ihtimalini de göz ardı etmemek gerekir.

Görsel Kaynağı: www.bmj.com/


Büyüme Hormonu çocuklarda büyümeyi doğrudan etkileyen beynin hipofiz denilen bölgesinden salgılanan hormondur. Büyüme hormonu eksikliği doğuştan olabileceği gibi travma, hastalık nedeni ile beyin hasarlanması, ışın tedavisi veya tümörlere bağlı olarak sonradan da ortaya çıkabilir. Büyüme hormonu eksikliği kanda büyüme hormonunu artırıcı bazı testleri ile saptanır ve kolayca tedavi edilebilir.

 

Tiroit hormonu eksikliği debüyümeyi etkileyerek boy kısalığına yol açabilir. Bu sorunda büyüme hormonu eksikliği gibi doğuştan olabileceği gibi hayatın herhangi bir zamanında gelişebilir. Tiroit hormonu eksikliği kan testi ile saptanır ve kolayca tedavi edilebilir.

Görsel Kaynağı: BoneXpert Yazılım Çıktısı


Sol el bileğinin röntgen filmi ile çocuğun kemik yaşı olarak adlandırılan iskelet olgunlaşma derecesi belirlenir. Çocuğun büyüme potansiyelini yani daha ne kadar boyunun uzayacağına yaşından daha çok iskelet olgunlaşması göz önünde tutularak kemik yaşına bakarak değerlendirmek gerekir. Kemik yaşının belirlenmesi ile ileride boyunun ne kadar olacağı tahmin edilebilir.

Görsel Kaynağı: doktortakvimi.com


Kız çocuklarında 8 yaş erkek çocuklarında ise 9 yaşından önce ergenlik bulgularının ortaya çıkmasına “Erken Ergenlik” denir. Ergenliğin ilk belirtisi kız çocuklarında göğüslerde büyüme iken erkek çocuklarda ise testislerde büyümenin başlamasıdır. Ergenlik hormonlarının normal zamanından önce ki bu zaman yaklaşık kızlarda 11 erkeklerde 12 yaşından önce yükselmesi ile ortaya çıkar. Altta yatan önemli bir hastalığın habercisi olabilen erken ergenlik durumunun nedeni bulmak gerekir. Çocuğun hem ruhsal hem de fiziksel gelişimini etkileyen bir durum çocuğun hızla büyümesine ve boyunun kısa kalmasına yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve zaman kaybetmeden başlanacak tedavi çocuğun boyunun kısa almasını önleyecektir.

Görsel Kaynağı: cocukendokrindiyabet.org


Boynumuzun alt orta kısmında yer alan tiroit bezi vücudumuz için hayati önemi olan tiroit hormonlarını üretim yeridir. Birçok organ ve fonksiyon için gerekli olan tiroit hormonunun belki de en önemli etkisi beyin üzerine olan etkisidir. Bunun dışında kalp-damar sistemi, üreme sistemi ve büyüme gelişme üzerine de çok önemli etkileri vardır. Tiroit hormonunun eksikliği eğer çocuğun doğduğu andan itibaren başlayabileceği gibi hayatın herhangi bir dönemde ortaya çıkabilir. Doğuştan eksiklik eğer tedavi edilmez ise zekâ geriliği kalıcı olabilir. Ne kadar erken tedavi edilir ise çocuğun zekâsı o kadar iyi olur. Bunun tam tersi de doğrudur. Ne kadar geç kalınır ise çocuğun zekâsı o kadar geri olur. Hipotiroidi yani tiroit hormonu eksiliği önlenebilir zekâ geriliğinin dünyadaki en sık nedenidir. Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı tarafından izlenmesi gereken bu durumda tedavi yetersiz kalır ise tüm vücut fonksiyonları gibi beyin gelişimi de olumsuz etkilenecektir.

Görsel Kaynağı: anatomica.com


Tiroit bezinin fazla çalışması ile tiroit hormonlarının fazla miktarda salgılanması sonucu ortaya çıkan klinik tabloya verilen isimdir. Halk arasında dış, dişi ve zehirli guatr olarak da bilinmektedir. Saç dökülmesi, aşırı terleme, kilo kaybı, çarpıntı, sinirlilik, ellerde titreme gibi şikâyetleri olanlarda akla gelmelidir. Hipotirodi durumuna göre daha nadir görülmektedir. Daha çok kız çocuklarında ve ergenlik döneminde görülmektedir. Tedavisinde önce ilaç tedavisi verilmektedir. Tedavide başarı sağlanamaz ise yüksek doz iyot tedavisi veya cerrahi tedavi hastanın yaşına göre tercih edilebilir.

Görsel Kaynağı: www.navicenthealth.org


Diyabet tüm yaş gruplarında görülebilen, iyi tedavi edilmediğinde yaşamsal organlarda kalıcı bozukluklara neden olabilen önemli bir toplumsal sağlık sorunudur. 1985’de tüm dünyada tespit edilen 30 milyon diyabetli varken bugün 250 milyondan fazla diyabetli olması durumun ciddiyetinin anlaşılması açısında çok çarpıcıdır. Tip 1 Diyabet yaşam boyu devam eden, çocukluk çağında en sık görülen üçüncü kronik hastalıktır. Dünyada her yıl 200.000 den fazla çocuğa tip 1 diyabet tanısı konulmaktadır.

Diyabet de normal kan şekerini devam ettirebilmek için diyet, egzersiz, insülin enjeksiyonunu içeren tedavi yöntemlerini gerektirir. Bunun dışında kronik fiziksel bir hastalık olmanın dışında hasta çocuk açısından ruhsal, duygusal, sosyal bir dizi sorun ve çatışmanın gündeme gelmesine yol açabilen bir durumdur. Diyabetli çocuğun büyürken birçok değişen ihtiyacı olduğu bilinmektedir. Stres altındayken sorunlardan uzak durmayı seçip, inkârı seçtikleri, ihmal edilmişlik ve güvensizlik duygusu içinde oldukları bilinmektedir. Bu ve benzeri sorunları aşmak için yazılı ve görsel kitle iletişim araçlarına büyük rol düşmektedir.

Dünyada bilinen birçok ünlü diyabetli vardır. Bu kişiler diyabet dernekler için yoğun çalışmalar yapmakta ve diyabetli bir bireyin normal bir bireyden farkının olmadığının diyabetli bireylerce anlaşılabilmesi açısından örnek model olmaktadırlar. Yalnız olmadığının ve sadece kendisinin bu durumun içinde olmadığını görmesi, hastalığı kabullenip bu durumu içselleştirmesi açısından önemlidir. Dünya çapında tanınan diyabetli ünlüler meslek gruplarına göre sıralaması şu şekildedir. Oscar ödüllü oyuncular Halle Berry ve George C. Scott, ünlü müzisyenler Elvis Prestley, Ella Fitzgerald ve Kate Smith, Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanı Mihail Gorbaçov ve Mısırlı lider Enver Sedat ünlü politikacıların en iyi bilinenleridir. Bilim adamları arasında en çok bilineni Thomas Edisondur. Bunun dışında diyabetli olmayan birçok insanın elde edemediği başarıları elde eden sporcularda vardır. Yüzmede olimpiyat altın madalyası almış yüzücü Gary Hall, ünlü tenisçi Billie Jean King ve çok sayıda rekora imza atmış beyzbol oyuncusu Jackie Robinson sadece birkaçıdır. “Baba” filminin yönetmeni Mario Puzo, “Vampirle Görüşme” filminin yönetmeni Anne Rice ve 20. Yüzyılın en iyi yazarları arasında gösterilen Ernest Hemingway de diyabetli ünlü bireylerdendir.

Toplumumuzda diyabet sıklığı birçok dünya ülkesi ile aynı hatta fazla olmakla birlikte bilinen ünlü sayısı daha azdır. Geleneksel aile yapımız ve yurtdışındaki diyabet derneklerine göre ülkemizdeki diyabet derneklerinin daha az olanakları olması, bu farklılığın nedeni gibi görünmektedir. Ülkemizdeki bu kişiler daha çok erişkin diyabeti olarak bilinen tip 2 diyabetlidirler. Diyabet tanısının konulması ve sonrasında yaşadıkları güçlükler açısından bu kişilerin deneyimleri hepimizin bir gün diyabetli olabileceğini değerlendirmemiz ve farkındalığımızın artırılması açısından önemlidir.

İlk olarak hepimizin yakından tanıdığı tiyatro oyuncusu Zeki Alasya’nın hikâyesi ile başlayalım. Ailesinden birçok diyabetli birey ve sık idrara çıkma yakınması olmasına rağmen tanı konulması üç yıl gibi uzun bir süreç almış. Bu durumu kendisinin değimiyle yapısında olan boş vermişliğine bağlamaktadır. Hastanede yapılan bir dizi çekimi sırasında laboratuvar çalışanlarından birinin yoğun ısrarı ile istemeye istemeye verdiği kan örneği ile tanı alması çarpıcıdır. Kendisine bu yönde ciddi eleştiren ünlü oyuncu keşke bu durumu daha önceden ciddi alabilmeyi istediğini söylemektedir.

Yaşadıkları birçok diyabetli bireye benzeyen tiyatro oyuncusu Derya Baykal’ın hikâyesi ise daha sıkıntılı olması açısından anlamlıdır. Halen bile kendisinin çok iyi tanımlayamadığı rahatsızlık hissi ile doktor doktor gezdiğini söyleyen ünlü oyuncu sonrasında hızlı kilo vermesine çok sevinmiş. Çok yoğun şekilde hissettiği halsizliği nedeni ile vitamin ilaçları kullanmakla birlikte bir türlü kendini iyi hissedemiyormuş. En son olarak bulanık görme yakınması ile gittiği göz doktoru tarafından yapılan testler sonrasında diyabet tanısı almış. İnsülin tedavisi başlanması ile birlikte her gün ağlamış, insanlardan uzaklaşıp ve insülinlerini bile tuvalette yapar bir hale gelmiş. Diyabetli hastaların tanı anında yaşadığı bu kaygılar ile birlikte, diğer insanların uyuşturucu kullandığını düşünmemesi için öğün saatinden önce yapılan bir insülin uygulaması sonrasında çok ciddi baygınlık yaşamış. Kendi kendine telkinde bulunarak bu durumu aşan ünlü oyuncu şimdilerde düzenli bir yaşam sayesinde her şeyin yolunda gittiğini söylüyor. Geriye dönüp baktığında düzenli beslenmediğini ve birçok alışkanlığının yanlış olduğunu, diyabet tanısı alması ile birlikte daha sağlıklı yaşadığını söylemektedir.

Bir diğer ünlü diyabetli gazeteci ve spor yorumcusu olan Hıncal Uluç’un hikâyesi de diğer diyabetli hastalarınkine çok benzemektedir. Diyabetin kalıtsal hastalık olduğunu bilen ünlü gazeteci, babasının diyabet olması nedeni ile ailede kimin diyabetli olacağını beklediği bir dönemde çok kilo kaybederek tanı almış. İlaç ve diyet tedavisi ile kısa sürede düzelme sağlaması sonrasında bu durumla yaşamayı öğrenmiştir.

Belki de birçok diyabetli hastanın kendisinin de bende bunları yaşadım diyebileceği gerçek yaşam öyküleri çoğaltılabilir. Çoğu zaman diyabet ile yaşamanın ve kabullenmenin her türlü zorluğun üstesinden gelmeyi sağlayacağının göstergesidir bu yaşananlar.

Görsel Kaynağı: www.pngwing.com


Obezite, alınan enerji miktarının harcanan enerji miktarından daha fazla olması sonucunda vücut yağ kitlesinin artması ile gelişen kronik bir hastalıktır. Obezite aşırı yağ birikimini ifade eder. Dünya Sağlık Örgütü Tarafından da en riskli 10 hastalıktan birisi olarak kabul edilen bu durum vücudun tüm endokrin, metabolik, kardiyovasküler ve solunum sistemlerini etkileyerek çok çeşitli sorunlara ve ölüme sebebiyet verebilmektedir.

 

Çocukluk çağı obezitesi büyüyen küresel bir sağlık sorunudur. Dünyada 0-4 yaş grubunda fazla kilolu ve şişman çocuk sayısı 1990 yılında 32 milyon iken 2016 yılında 41 milyona yükselmiştir. Şişmanlık görülme sıklığında mevcut artma hızının devam etmesi durumunda 2025 yılında tüm dünyadaki fazla kilolu ve şişman çocuk sayısının 70 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir.Gelişmiş ülkelerde son 30 yılda çocukluk çağında obezite oranındaki ciddi artışa rağmen hala net bir tedavi stratejisi bulunmamaktadır. Çocukluk çağı obezitesi ile ilgili yapılan çalışmaların büyük bir kısmı önlemeye yöneliktir.

 

İnsülin direnci; obez bireylerde fazla enerji alımının devam etmesi glukoz metabolizmasında bozulma ve insülin direncine neden olmaktadır. İnsülin direnci ise obezite ilişkili komorbideteler ve kardiyometabolik risk ile ilişkilidir.

 

Çocukluk çağı obezitesi erişkin döneme de yansıyarak önemli sorunlara yol açan önlenebilir bir durumdur. Obezite; tip 2 diyabetes mellitus, hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, osteoporoz ve bazı kanser türlerine neden olan önemli bir hastalıktır. Ayrıca obezite kişinin sosyal yaşamını kötü yönde etkilemekte, öz saygısını azaltmakta ve ruhsal sorunlara neden olabilmektedir. Bu çocukları mümkün olduğu kadar erken tanımak, eşlik edebilecek patolojileri araştırmak ve önlemek bakımından önemlidir.

Görsel Kaynağı: wikipedia.org


Kadınlarda androjene hassas bölgelerde meydana gelen erkek tipi kıllanmaya hirsutizm denir. Nedeni androjen fazlalığı ya da kıl kökünün androjene aşırı duyarlılığı olabilir.Aşırı tüylenmenin nedenleri arasında overlerden (yumurtalık) aşırı hormon salınımı veya böbrek üstü bezinden erkeklik hormonu benzeri hormon üretimindeki sorunlara bağlı olabilir. Doğumsal nedenlere bağlı olabileceği gibi hayatın herhangi bir döneminde aşırı kıllanma ortaya çıkabilir. Yumurtalıklar ve böbrek üstü bezindeki kist ve tümörlere bağlı ortaya çıkabileceğini unutmamak gerekir. Aşırı kıllanma ile başvuran tüm hastalarda şikâyetlerin başlama zamanı ve bulguların ciddiyetini sorgulamak tümör olasılığını değerlendirmek için önemlidir.Tedavi altta yatan nedene bağlıdır. Tedavide ilaç tedavisinin yanı sıra kozmetik yöntemlerde kullanılmaktadır. İlaç tedavisinden hızlıca yanıt almak mümkün değildir. Bu nedenle kozmetik yöntemleri de tedavinin başlangıç aşamasında eklemek gerekebilir.

Görsel Kaynağı: www.mayoclinic.org


Polikistik over sendromu genel anlamda 35 yaş ve altında bulunan yaş gruplarında görülmekle birlikte genç kızlarda da görülebilmektedir. Çok sayıda küçük iyi huylu kistin kadın yumurtalığında oluşmasıylakarakterize bir hastalık olarak bilinen bu durumda ultrasonda yumurtalık etrafında özel bir görüntü oluşturmaktadırlar. Bu hormonal sorunda hipofiz bezinden salgılanan LH hormonunun anormal şekilde üretilmesi düzenli olarak yumurtlama olmamasına neden olur (bazıları düzenli olarak adet görürken, bazıları ise yılda yalnızca birkaç kez adet görebilir.). Yumurtlama düzensizliğinin sonucu olarak erkeklik hormonunda bir artış gözlenir. Nedeni tam anlamıyla tespit edilmeyen polikistik over sendromunun kişinin vücudunda birçok hormonal soruna neden olabilmektedir. Buna bağlı olarak da genç kızlarda tüylenmeve sivilce oluşabilir. Belirtileri; adet düzensizliği, sivilceler, cilt yağlanması, tüylenmede artış, kilo artışı ve erkek tipi kelliktir. Adet düzensizliği, kıllanmada artış, erkeklik hormonunda yükseklik ve ultrasonda yumurtalıkta küçük kistlerin görülmesi ile tanı konulabilir. Bir diğer önemli noktada bu duruma neden olabilecek böbrek üstü bezi hastalıkları ve yumurtalık hastalıklarının dışlanması gerektiğidir. Tedavi adet düzensizliğine ve erkek tipi kıllanmaya yönelik olmakla birlikte insülin direncinin tedavi edilmesi önem arz etmektedir.

Görsel Kaynağı: www.business-standard.com


Erkeklerde kadınsı meme büyümesi anlamına gelmektedir. Sebebi tam olarak bilinmemekle beraber ergenlik döneminde görülen durum seks hormonlarındaki dengesizlikten kaynaklandığını düşündürmektedir. Ergenlik çağındaki erkeklerde rastlanan jinekomasti olgularında süreç içerisinde memede büyüme kendiliğinden geriler. Genelde psikososyal sorunlara yol açan bu durum için ayrıntılı değerlendirme gerekir. Bazı ilaçların meme büyümesi yaptığı bilinmektedir. Böbrek üstü bezi ve testis tümörleri, androjen duyarsızlık sendromları, östrojen bulaşmış gıda alımı, Klinefelter sendromu, prolaktinoma, meme tümörleri ve kronik karaciğer hastalıkları ayırıcı tanıda düşünülmesi gereken durumlardır. Tanısına yönelik ileri tetkikler yapıldıktan sonra tedavi için genel izlem yeterli olmaktadır. Meme büyümesi ileri derecede olan olgularda hormonal tedavi veya cerrahi tedavi uygulanabilir.

Normal yapıda ve yerleşimli idrar çıkışı olmasına rağmen gerilmiş uzunluğu, yaş grubuna göre tespit edilmiş ortalama değerlerin en altında olan penis boyutu olarak tanımlanır. Örneğin yenidoğan bir bebekte gerili penis boyu en az 2 cm olmalıdır. Çoğu zaman gömülü penisten ayırt etmekte zorlanılsa da Çocuk Endokrinolojisi uzmanınca tarafından yapılacak ölçümler ile gerçekten mikropenis olup olmadığı saptanır. Mikropenis farklı nedenlere bağlı olmaktadır. Erkeklik hormonu yetersizliği (hipofiz veya testis) ve genetik bazlı nedenlere bağlı olabilir. Nedeni ortaya koyabilmek için ileri hormon ve genetik testlere ihtiyaç vardır. Tedavisi mümkün olan bu durum için erkeklik hormonunun krem yada kas içine uygulama yolu ile yapılabilmektedir.

Tüm Tedavi Alanları Listesi

  • Boy kısalıkları-Büyüme Hormonu Eksikliği
  • Erken ergenlik
  • Geç Ergenlik
  • Erken Tüylenme
  • Jinekomasti
  • Obezite (Şişmanlık)
  • Tip 1 Diyabetes Mellitus (Diyabet Eğitimi, Karbonhidrat Sayımı, Sürekli glukoz izlem sistemleri, İnsülin Pompa Tedavisi)
  • Tip 2 Diyabetes Mellitus
  • Monogenik Diyabet 
  • Diyabetes İnsipidus
  • Gizli şeker, Kan şekeri düşüklüğü (Hipoglisemi)
  • Zayıflık
  • D Vitamin Eksikliği
  • Konjenitalhipotiroidi ( Doğuştan Hipotiroidi)
  • Hashimatotiroiditi, Graves Hastalığı (Zehirli guatr)
  • Tiroidnodülleri ve Tiroid kanserleri
  • Böbrek üstü bezi hastalıkları
  • Konjenital adrenal hiperplazi
  • Adrenal yetmezlik
  • Cushing hastalığı ve sendromu
  • Kuşkulugenital yapı
  •  Penis küçüklüğü (mikropenis), inmemiş testis
  • Akne
  • PolikistikOver Sendromu ( adet düzensizliği, aşırı kıllanma, testosteron yüksekliği, insülin direnci)
  • Anormal adet kanamaları
  • Hipofiz bezi hastalıkları (Akromegali, Hipofiz Tümörleri)
  • Erkeklerde testis küçüklüğü ve sakal-bıyık çıkmaması, kızlarda meme gelişiminin olmaması veya yetersiz olması, adet olamama
  • Galaktore (memeden süt gelmesi), Prolaktin yüksekliği
  • Osteogenesisİmperfekta (cam kemik hastalığı), kemik erimesi (osteoporoz)
  • Kalsiyum düşüklüğü/yüksekliği, Magnezyum düşüklüğü/yüksekliği
  • Kemik metabolik hastalıkları, iskelet displazileri
  • Paratiroid bezi hastalıkları (hiperplazi, adenom)
  • Su metabolizması bozuklukları, hiponatremi/hipernatremi
  • OtoimmünPoliglandüler Sendromlar
  • Endokrin Hipertansiyon, Feokromasitoma
  • Multiple Endokrin Neoplazi
  • Endokrin Bozucular